İsmail mercimek yazdı:Papağan

0
264

Mehmetçiğimiz terhis olur, kışladan çıkmadan önce babasının ve köyün ileri gelenlerinin sözleri aklına gelir “Aman Mehmet, askerliğini bitirmeden mutlaka paşayı gör ve bizim köylülerin size çok selamı var deyiver, ha mutlaka köyünün adını da söyle ki, yarın öbür gün büyük paşa olursa inşallah bu sayede buraya gelir ve misafir ederiz” demişlerdi. Tam kışladan çıkarken geri döner durumu paşanın yaverine arz eder, izin alır, gayet disiplinli ve saygıyla tekmil hazırlığı yapar ve içeri girer ama paşanın içerde olmadığını görür. Büyükçe bir kafes ve içinde irice bir kuş vardır sadece, Mehmet bu kuşun papağan olduğunu nereden bilsin? Bir süre hayranlıkla odaya ve kuşa bakar. Üzüntüyle dışarı çıkarken, her asker gördüğünde “Memeet “ diye seslenen papağan bağırır “Memeeet “ Mehmet derhal esas duruşa geçer ve durumu düzeltmeye çalışarak “ Çok özür dilerim paşam, sizi kuş sandıydım” der.

Geçenlerde, üyesi olmaktan onur duyduğum partimin ilçe binasına gittim. Kapıyı açıp içeri girince baktım ki bomboş. İçerde sadece bir kafes ve içinde muhabbet kuşu var. “Özür dilerim, sizi yetkili sandıydım” dedim. Kendi kendime konuşurken yönetim odasından görevli kızımız çıktı ve biraz konuştuktan sonra can sıkısıyla ayrıldım. Lakin orada burada kulis yapacağımıza, ilçe binasına gitmeyen biz CHP’li üyelerin hiç mi hatası yok? Neden gelinmiyor, neden gidilmiyor, neden gitmiyoruz? Gidenleri de neden muhabbet kuşu karşılıyor? Gibi soruların cevaplanacağı tek yuvamız orasıdır unutmayalım…

……………………………………………………………………………………………………………………….

Akort

Çok eskiden uzak köylerin birisinde bir âşık yaşarmış. Sesi güzel, ezberleri ve zekâları iyi olanlardan oluşturduğu grup ile düğünlerde saz çalar, türküler söyler ahaliyi eğlendirir, öyküler anlatır izleyenleri kendisine hayran bırakırmış. Ünü kulaktan kulağa, köyden köye yayılmaya başlayınca, bereketli toprakları olan o köylerde gözü olanlar boş dururlar mı? Durmamışlar elbette âşığın aleyhinde dedikodular falan çıkarınca âşık almış başını çekip gitmiş. Grubun idaresini âşığın çırağı üstlenmiş. Önce sazın akordunu değiştirmiş, sonra özgün öyküleri bırakarak başka diyarların öykülerini anlatmaya başlamış. Zamanla grup dağılmış ve eski heyecanı kalmamış. Köylüler iyi kaval çalan birisini çağırmaya başlamışlar düğünlerine ve cemiyetlerine. Kavalcı kazandıkça kazanmış, köyüne muhtar olmuş. Düğün ve cemiyetlerde fazla para istemiş ve sonra verirsiniz diyerek köylüyü borçlandırıp arazilerini sattırmış. Çırak, ustasının yanına gidip olanları anlattıktan sonra usta demiş ki “Aleyhimde dedi kodu çıkardılar susmakla hata ettin. Sonra sazın akordunu kuralsızca değiştirdin hata ettin. Buraların öykülerini değil, başka diyarların öykülerini anlattın hata ettin. Hata yapmayı alışkanlık haline getirenler, yanlışa hizmet ederler. Şimdi git ahaliye ‘Âşık baba iyileşti, bunun için köy meydanında eğlence yapılacak herkesi davet ediyoruz, muhtar da kaval çalacak’ diye duyur. Şu biriktirdiğim paraların bir kısmını masraflara harca, diğer kısmını da parayı çok seven kavalcı çalmaya başlayınca önüne bahşiş olarak at. Her oyun havasında biraz para at önüne. Sazı da bana ver akort edeyim, şu defterdeki öyküleri de ezberle bir güzel.” Geceleyin eğlence yerine toplanmış köylüler. Muhtar kaval çalmaya başlamış ama her oyun havasında çırak biraz parayı kavalcının önüne atmış. Paragöz kavalcı parayı almak için eğildikçe kesmiş havayı. Bir iki derken homurdanmalar başlamış ve oyun oynayanlar muhtarın kavalını kırmışlar. Çırak eski akortla ve grubuyla çalmaya başlamış, ahaliyi coşturmuşlar.Kavalcı ar etmiş ve çıkıp gitmiş başka diyarlara..Siz, siz olun çıraklığınızı bilin ve sazın akorduna dokunmayın…

Şov

Yazımı sonlandırmak üzereydim ki, CHP İl Genel Meclis Üyesi, Enver Erkan geldi. Bazı köylerimize dolu yağmış, oralara ziyaret yapılmış siz niye gitmediniz dedim. “Gitsek ne olacak ki, köylüye ne faydamız olacak, ben de köylüyüm çok iyi bilirim bu halleri, gelirler tespitler yapılır, fotoğraflar çekilir ve giderler. Vaat etmekle mal tükenmez. Çiftçiyi düşünmek, köylüyü düşünmek şovla olmaz, devlet devlet gibi olmalı, zamanında yaptığı kesintiler gibi üretim faturalarından kesinti yapmalı ve bütün köylülerimizin olası doğal zararlara karşı bütün zarar ziyanlarını karşılamalı. Bizler de bu durumlarda şov için değil, zarar tespiti ve takipleri için ziyaretlerde bulunmalıyız. Gerisi laf-ı güzaf. Yıllardır kuru gürültüyle, şovla, fotoğrafla ne yapıldı ki?” deyince sorduğuma soracağıma pişman etti beni.

                                                 Saygıyla kalın.           

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here